ANASAYFA Sağlık Geçmeyen Kasık Ağrısının Nedeni Pelvik Varisler Olabilir

Geçmeyen Kasık Ağrısının Nedeni Pelvik Varisler Olabilir

Uzmanlar, kadınlarda uzun süren kasık ve alt karın ağrılarının pelvik konjesyon sendromundan kaynaklanabileceğini belirterek erken tanının önemine dikkat çekiyor.
KAYNAK: (İHA)
Okunma Süresi: 3 dk

Kadınlarda uzun süre devam eden kasık ve alt karın ağrıları, çoğu zaman farklı sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilse de uzmanlar pelvik konjesyon sendromu (PKS) konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlara göre, pelvik bölgede bulunan toplardamarlardaki genişleme ve kan göllenmesi sonucu ortaya çıkan bu rahatsızlık, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.

Medicana International Ankara Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi C. Aydın Gündoğmuş, pelvik konjesyon sendromunun özellikle kadınlarda kronik pelvik ağrının önemli nedenlerinden biri olduğunu belirtti. Gündoğmuş, rahim ve yumurtalık çevresindeki toplardamarlarda gelişen varislerin uzun süre fark edilmeyebildiğini ve bu nedenle tanının gecikebildiğini ifade etti.

Uzmanlar, pelvik konjesyon sendromunun bacak varislerinin pelvik bölgedeki karşılığı olarak değerlendirilebileceğini belirtiyor. Özellikle 30 ila 40 yaş aralığındaki kadınlarda daha sık görülen bu durumun, her 10 kadından yaklaşık 4’ünde ortaya çıkabildiği tahmin ediliyor.

Ağrılar Gün İçinde Şiddetlenebiliyor

Pelvik konjesyon sendromunun en yaygın belirtisinin alt karın ve kasık bölgesinde altı aydan uzun süren ağrılar olduğuna dikkat çeken uzmanlar, şikayetlerin günün ilerleyen saatlerinde daha belirgin hale gelebildiğini belirtiyor.

Uzun süre ayakta kalmak, adet dönemleri veya fiziksel yorgunluk sonrasında ağrıların artabileceğini ifade eden uzmanlar; bel ve kalça bölgesine yayılan rahatsızlık hissi, cinsel ilişki sırasında veya sonrasında ağrı, vajinal bölgede ya da uyluk içlerinde varis oluşumu gibi belirtilerin de görülebileceğini aktarıyor.

Bazı hastalarda şişkinlik hissi, adet düzensizlikleri, sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları ve tedaviye dirençli vajinal enfeksiyonların da tabloya eşlik edebileceği belirtiliyor.

Çoklu Gebelik Geçirenlerde Risk Daha Yüksek

Hastalığın oluşumunda toplardamar kapakçıklarının yeterince çalışmamasının önemli rol oynadığını belirten uzmanlar, bu durumun zamanla damarlarda genişlemeye ve kan birikimine yol açtığını ifade ediyor.

Özellikle birden fazla gebelik geçiren kadınlarda, hormonal değişimlerin etkisiyle pelvik konjesyon sendromu riskinin arttığına dikkat çekiliyor. Ayrıca genetik yatkınlığı bulunan kişilerde ve bacaklarında varis sorunu olan kadınlarda da hastalığın görülme olasılığının daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Erken Tanı ve Modern Tedavi Yöntemleri Öne Çıkıyor

Pelvik konjesyon sendromunun teşhisinde detaylı klinik değerlendirme ve görüntüleme yöntemlerinin büyük önem taşıdığı ifade ediliyor. Jinekolojik muayenenin ardından Doppler ultrasonografi, manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve bilgisayarlı tomografi (BT) gibi yöntemlerden yararlanılabiliyor.

Uzmanlar, birçok hastada birkaç dakika süren Doppler ultrasonografi incelemesinin tanı koymada yeterli olabildiğini belirtiyor. Günümüzde uygulanan girişimsel radyoloji yöntemleri sayesinde ise tedavi sürecinin daha konforlu hale geldiği vurgulanıyor.

Minimal invaziv yöntemlerle gerçekleştirilen işlemlerde, ince kateterler yardımıyla genişlemiş damarların kapatılabildiği ve hastaların çoğunlukla aynı gün içerisinde taburcu edilebildiği ifade ediliyor.

Uzmanlar, doğru tanı ve uygun tedavi ile kronik ağrı şikayetlerinde önemli ölçüde azalma sağlanabildiğini, hastaların günlük yaşam konforunun ve yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabildiğini belirtiyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız