Her 10 Kadından Birini Etkileyen Sinsi Hastalık: Endometriozis
Halk arasında “çikolata kisti” olarak bilinen endometriozis, üreme çağındaki her 10 kadından birinde görülerek önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kadını etkilediği tahmin edilen hastalıkta, belirtilerin farklı rahatsızlıklarla karıştırılması tanı sürecini geciktirebiliyor. Bazı vakalarda teşhis sürecinin 10 yılı bulabildiği belirtiliyor.
Bel ve sırt ağrısı, kronik yorgunluk, karın ağrısı, şişkinlik ve gaz gibi toplumda sık görülen şikâyetlerle ortaya çıkabilen hastalık, çoğu zaman başka nedenlere bağlanarak gözden kaçabiliyor.
“Şiddetli adet ağrısı normal değildir”
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nuray Bozkurt, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, “Rahmin iç duvarını döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesi olarak tanımlanan endometriozis, bazı hastalarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebilirken; çoğu hastada kronik karın ağrısı, özellikle adet döneminde şiddetli ağrı ve aşırı kanama gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor” dedi.
Aynı zamanda Endometriozis ve Adenomyozis Derneği yönetim kurulu üyesi olan Bozkurt, erken tanının yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Kısırlığa kadar ilerleyebiliyor
Endometriozisin bağırsaklara yayılması halinde ağrılı dışkılama; mesaneyi etkilemesi durumunda ise kanlı idrar ve yanma gibi şikâyetlerin görülebileceğine dikkat çekiliyor. Üreme organlarında oluşturduğu hasarın ise kısırlığa kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabildiği belirtiliyor.
Uzmanlardan erken teşhis çağrısı
Uzmanlar; şiddetli adet ağrısı, geçmeyen karın ve bel ağrısı, ağrılı cinsel ilişki ve aşırı kanama gibi belirtilerin normal kabul edilmemesi gerektiğini ifade ederek, bu şikâyetleri yaşayan kadınların vakit kaybetmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalarını öneriyor.
Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yapılan açıklamalarda, erken teşhisin hem hastalığın ilerlemesini önlemede hem de kadınların yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığına dikkat çekilerek toplumsal bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerektiği vurgulanıyor.
