Kadınlarda kemik kütlesinin yaklaşık 30 yaşına kadar en yüksek seviyeye ulaştığını, bu yaştan sonra ise kemik yapım hızının yavaşlamaya başladığını belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, erken yaşlarda kazanılan alışkanlıkların önemine dikkat çekti.
"Menopoz sonrası kemik kaybı kaçınılmaz değildir. Doğru beslenme, yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı ile düzenli egzersiz sayesinde kemik yoğunluğu korunabilir, osteoporoz riski önemli ölçüde azaltılabilir."
Premenopoz döneminin kemiklerin en güçlü rezervini oluşturduğu yıllar olduğunu belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, bu süreçte yeterli kalsiyum ve protein tüketimi ile D vitamini düzeylerinin korunmasının ilerleyen yaşlardaki kemik kaybına karşı önemli bir kalkan oluşturduğunu ifade etti.
Kalsiyum Tek Başına Yeterli mi?
Vücuttaki kalsiyumun yaklaşık yüzde 99’unun kemik ve dişlerde depolandığını, geri kalan kısmının ise kas kasılması, sinir iletimi ve kalbin düzenli çalışması gibi hayati fonksiyonlarda görev aldığını belirten Doğan, kalsiyum tüketiminin yanı sıra emilimin de büyük önem taşıdığına işaret etti.
D Vitamini: Bağırsaklardan kalsiyum emilimini artıran en önemli faktörlerin başında gelir.
C Vitamini: Kolajen sentezinde görev alarak kemik dayanıklılığını destekler.
Çeşitlendirilmiş Beslenme: Yoğurt, peynir, susam, tahin, badem, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve kılçığıyla tüketilen küçük balıklar günlük kalsiyum ihtiyacına büyük katkı sağlar.
Yaşam Tarzı Kemik Sağlığını Doğrudan Etkiliyor
Aşırı tuz tüketimi, fazla kafein, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzının kemik sağlığını olumsuz yönde etkilediğini belirten Diyetisyen Sena Nur Doğan, yalnızca tek bir besine odaklanmanın yeterli olmayacağını vurguladı.
Doğal besinlerin öncelikli hedef olması gerektiğini belirten Doğan, gereksiz ve kontrolsüz kullanılan takviyelerin bazı bireylerde böbrek taşı riskini artırabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Menopozun kemiklerin kaçınılmaz olarak zayıfladığı bir dönem olmadığını yineleyen uzmanlar, yaşamın her evresinde sürdürülen doğru alışkanlıkların ileri yaşlarda aktif ve bağımsız bir yaşamın anahtarı olduğunun altını çiziyor.
