ASO Başkanı Ardıç: Hürmüz Krizi Türk Sanayicinin Navlun Hesabına Yansıyor
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı'nda baş gösteren krizin Türk sanayicisi üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Ardıç, küresel enerji piyasaları ve tedarik zincirlerindeki sarsıntının anlık değil kalıcı bir maliyet sorununa dönüştüğü uyarısında bulundu.
'Sanayici Lojistik, Enerji ve Sigorta Arasında Sıkışmış Durumda'
28 Şubat'ta başlayan çatışma sürecinin petrol akışını bozduğunu, tanker trafiğini daralttığını ve sigorta maliyetlerini tırmandırdığını belirten Ardıç şunları söyledi:
"Türkiye açısından risk çok açıktır: Enerji faturası yükseldiğinde yalnızca rafinerinin, fırının ya da fabrikanın gideri artmıyor; aynı zamanda ihracatçının rekabet gücü de aşınıyor. Dünyanın bir köşesindeki jeopolitik gerilim, doğrudan üreticinin navlun hesabına yansıyor."
Sahadan derlenen veriler ve anketlere göre Körfez ülkelerine ihracat yapan firmaların nakliye maliyetlerinin ve operasyonel yüklerinin arttığını, sevkiyat sürelerinin uzadığını ve gümrük işlemlerinin zorlaştığını aktaran Ardıç, bu durumun kalıcı hale gelmesi halinde tedarik zincirlerinde ciddi aksamaların başlayabileceğine dikkat çekti.
50 Milyar Dolarlık Pazar Tehlikede
Türkiye'nin 2025 yılında mal ihracatında rekor kırdığını ancak 2026'nın ilk verilerinin daha kırılgan bir tablo ortaya koyduğunu vurgulayan Ardıç, riski somut rakamlarla ortaya koydu:
"Bu çatışma süreci, yaklaşık 50 milyar dolar ihracat hacmimizin bulunduğu Yakın ve Orta Doğu pazarlarında faaliyet gösteren ihracatçılarımız açısından dikkatle izlenmelidir. Bölgedeki talep daralması ve ticaret rotalarındaki kırılmalar, siparişten sevkiyata kadar bütün zinciri yavaşlatabilir."
Ankara'nın Savunma Sanayii Kapasitesi Fırsat Yaratabilir
Krizin yalnızca tehdit değil bazı alanlarda yeni fırsatlar da doğurduğuna dikkat çeken Ardıç, Türkiye'nin 2025'te 11 milyar dolara ulaşan savunma ve havacılık ihracatına işaret ederek savunma sanayiindeki yüksek teknoloji birikiminin makine, elektronik, yazılım ve malzeme gibi sektörlere yayılmasının kalıcı kazanım için zorunlu olduğunu vurguladı. Ardıç, Türkiye'nin bu süreçte pazar çeşitlendirmesini hızlandırması, lojistik güvenliğini güçlendirmesi ve ihracatçıyı finansman ile sigorta araçlarıyla daha güçlü desteklemesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
